Aile Hukuku
Boşanma Davaları
14 Ağustos 2026

Boşanma Davaları ve Nafaka, Türk Medeni Kanunu kapsamında evlilik birliğinin hukuki olarak sona erdirilmesini ve bu sürecin taraflar ile ortak çocuklar üzerindeki maddi-manevi sonuçlarını düzenleyen temel aile hukuku alanıdır. Boşanma süreci temel olarak iki farklı usulde yürütülür: Tarafların boşanmanın mali sonuçları (tazminat, nafaka) ve velayet gibi tüm hususlarda tam bir uzlaşmaya vardığı anlaşmalı boşanma ile taraflar arasında uyuşmazlığın bulunduğu ve kusur durumunun mahkemece araştırıldığı çekişmeli boşanma. Çekişmeli davalarda; aldatma (zina), hayata kast, terk gibi özel boşanma sebepleri veya evlilik birliğinin temelinden sarsılması gibi genel sebepler ileri sürülerek tarafların kusur oranları ispat kurallarına göre belirlenir.
Boşanma sürecinin en kritik mali sonuçlarından biri olan nafaka, tarafların ve çocukların korunması amacıyla kanunda dört farklı türde düzenlenmiştir:
- Tedbir Nafakası: Dava açıldığı andan itibaren başlayan ve boşanma kararı kesinleşene kadar geçen yargılama sürecinde, barınma ve geçim sıkıntısına düşecek olan eşe veya velayeti fiilen üstlenen tarafa çocuk için geçici olarak bağlanan nafaka türüdür. Bu aşamada kusur araştırması yapılmaz; öncelik korunmadır.
- İştirak Nafakası: Boşanma neticesinde velayeti kendisine verilmeyen eşin, ergin olmayan ortak çocuğun bakım, barınma, eğitim ve sağlık gibi temel giderlerine mali gücü oranında katılmasını sağlayan nafaka türüdür. Çocuğun menfaati esas alındığından, eşlerin kusur durumuna bakılmaksızın hükmedilir.
- Yoksulluk Nafakası: Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan tarafa, diğer eşin mali gücü oranında ödenen nafakadır. Yoksulluk nafakası talep eden eşin boşanmaya sebep olan olaylarda daha ağır kusurlu olmaması şarttır; tamamen kusursuz veya eşit kusurlu olması talep hakkını doğurur.
- Yardım Nafakası: Boşanmayla doğrudan sınırlı olmayıp, kanunen bakmakla yükümlü olunan altsoy, üstsoy veya kardeşlerin yoksulluğa düşmesini engellemek amacıyla bağlanan nafaka türüdür (örneğin 18 yaşını dolduran çocuğun üniversite eğitimine devam ederken talep etmesi).
Türkiye'de özellikle yoksulluk nafakasının kanundaki "süresiz olarak ödenebilme" hükmü, hukuk çevrelerinde ve kamuoyunda en çok tartışılan konulardan biridir. Bir taraf evlilik sonrasında yoksulluğa düşen eşin korunması gerektiğini savunurken, diğer taraf kısa süren evliliklerde dahi ömür boyu nafaka ödeme yükümlülüğünün hakkaniyete aykırı olduğunu ve nafakanın evlilik süresi veya yaş/çocuk gibi kriterlere göre belirli sürelerle sınırlandırılması gerektiğini ileri sürmektedir.


